başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..
bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun
bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince
nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..
CAN YÜCEL
OLMAZSA OLMAZ
Uzaklaş
Yoksa sana dokunurum
Yoksa yasak tanımam
Günahkar olurum günahım olursun
Kaç,görme
Görürsen hatırlama
hatırlarsan aglama
gelme
yoksa sana dokunurum
gözlerini esir alırım
Kölem olursun
gecelerce kölen olurum
Didik didik ederim hayatını
Bedeninde başkasına yaşatmam seni
Tarihini vururum,anılarını asarım
Yüreğine saplarım kendimi
Bedeninde yatıya kalırım
Teninde beklerim geleceğimi
yaklaşma
Seni alırım
senin olurum
Özğürlüğüm yoldaş olur yanına
Sensiz düşüncelerim toprak olur
Taparım sana
Yatağına tapınak derim
Yüzünde güneşler beklerim
Gitmezsen sana dokunurum
Sahiplenirim seni
Sana aşkı yaşatırım
Daha küçük aşklara katlanamazsın!!!
BENİMLE ÖLÜRSÜN!!!!!!!SONUNA KADAR HEMDE
Bundan 20 yıl sonra,
yaptıkların değil yapamadıkların için üzüleceksin.
Dolayısıyla halatları çöz.
Limandan uzaklara yelken aç.
Rüzgarı yakala araştır,düşle,keşfet.
Yapabileceğin kadar söz ver.
Sonra Söz verdiğinden daha fazlasını yap. Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık tavuktur.
Dalın ucuna gitmekten korkma.
Meyve oradadır.
Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan,
bu belki bütün gün hırladığın içindir.
Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin.
şimdi başla!
şu anda bulunduğun yerden,elindekilerle başla.
Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim.
Kimi zaman içindeki sessizse uzmanlardan daha fazla güven.
Aerodinamik yasalarına göre,o tombul ve tüylü arının hiç uçmaması gerekiyordu.
Herhalde bunu Ona hiç kimse söylemedi ki,uçuyor
Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar sonunda,en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar.
Öteki insanlardan daha akıllı ol.
Yalnız bunu onlara söyleme!
Mutlu olmanın en garantili yolu bir başkasını mutlu etmektir.
>>HAYATTA YA TOZU DUMANA KATARSIN,
YA DA TOZU DUMANI YUTARSIN.>>
İyi çalışan,sık gülen ve çok seven başarıyı elde eder.
İnsanın tüm evrende kesin olarak düzeltebileceği tek bir şey vardır:
>>KENDISI...>>
uslanma hiç hep deli kal,
büyüme hep çocuk kal,
es deli deli böyle kal,
son harmanında sevdanın
tüken toz toz savrula kal,
suçüstü bulmalı ölüm,
ölürkende sevdalı kal:))
AZİZ NESİN
ben teşekkür ederim sen ve meltemle aa kelebekvesevgiyi unutmayayım çok zevkliydi herşey için saol harika bir akşam oldu
Yazarın Veda Mektubu...
''Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni
ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en
azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm.
Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok
rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı
yitirdiğimi düşünürdüm.
İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır. Başkaları durduğu zaman yürümeye devam
ederdim. Başkaları uyurken uyanık
kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı
dondurmanın tadından zevk almaya bakardım.
Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir,
sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım.
Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine kazır ve günesin
göstermesini beklerdim. Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh
resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim.
Gözyaşlarıyla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını
hissederek dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim.
Tanrım bir yudumluk yasamım olsaydı...
Gün geçmesin ki, karsılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim.
Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer
birer ikna ederdim. Ve aşk içinde yasardım.
Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış
olduğunu anlatırdım. Çünkü insa n aşkı bırakınca yaşlanır.
Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine
olanak sağlardım. Yaşlılara ise ölümün yaşlanma ile değil unutma ile
geldiğini öğretirdim.
Ey insanlar!
Sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim.
Tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden,
dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim. Yeni doğan küçük bir
bebeğin, babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek
kelepçeyle mahkûm ettiğini öğrendim. Sizlerden çok şey öğrendim. Ama
bu öğrendiklerim pek ise yaramayacak. Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim.
Mutsuz bir şekilde...
Artık ölebilir miyim?.. ''
Gabriel Garcia Marquez
benim icin yardim kampanyasi duzenlemek.
O OLMAZSA YAŞAYAMAM
O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle O daha az sever seni,
Senin O'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...
CAN YÜCEL